Tüm Kadınlarımızın Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun !

Tüm Kadınlarımızın Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun !
#KadınHaklarıGünü #LinaKadınSağlığı 💐💖🍀

KLİNİĞİMİZDE YAPILAN UYGULAMALAR

KLİNİĞİMİZDE YAPILAN UYGULAMALAR

  • Normal ve Riskli Gebelik Takibi
  • Fetal Anomali Taraması
  • Basamak (Detaylı Ultrasonografi)
  • Doopler (Renkli Ultrasonografi)
  • 4D (4 Boyutlu Ultrasonografi)
  • NST (Non-Streess Test)
  • Doğum Sonrası Anne Eğitimi
  • Bebek Bakımı
  • Aşı Programı
  • Kısırlık(Kadın ve Erkek İnfertilitesi) Tetkik ve Tedavisi
  • Menopoz Taraması
  • Jinekolojik Muayene
  • Rahim Ağzı Yara Teşhis ve Tedavisi
  • Rahim Ağzı Kanser Taraması ve Aşı İle İlgili Danışmanlık
  • Meme Problemleri Tanı ve Tedavisi
  • Vagen Estetiği ve Daraltma Operasyonları
  • Vaginismus, Cinsel İstek Bozuklukları Tedavisi
  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların Tanı ve Tedavisi
  • Anormal Kıllanma(Hirsutizm) Tedavisi
  • İdrar Kaçırma(Incontinans) Tedavisi
  • Gebelikten Korunma Yöntemlerinin Danışmanlığı ve Özel Yöntemlerin Uygulanması
  • Laboratuvar Hizmetleri(Dış Merkez Anlaşmalı)
  • Evlilik Öncesi Danışmanlık ve Muayene
  • Gebelik Öncesi Danışmanlık ve Muayene
  • Jinekolojik Rahatsızlıklarda Lazerle Tedavi (İdrar Kaçırma, Vajinal Daraltma,Renk Açma gibi…)
  • Dermatoloji Bölümü ve Dermatolojik Hizmetler
  • Alexandrıte Epıcare ile Lazer Epilasyon, İğneli Epilasyon , Cilt Bakımı, Leke Tedavileri Hizmetleri Verilmektedir.

 

Kanserle Mücadele Kampanyamızı Duymadınız mı Yoksa ?

Özel Ankara Lina Kadın Hastalıkları ve Doğum Merkezi Kanserle Mücadele Kampanyası Başlattı !
#Lina Bilgilendiriyor : Smear testi hayat kurtarıcıdır ! Tıpta kadınlarda hayat kurtarıcı ve yaşam süresini uzatıcı olarak görülen ve yararlığı kanıtlanmış bir testtir. Serviks kanserinde şikayetler ortaya çıktıktan sonra ne yazık ki hastalık yayılmıştır. Şikayetler ortaya çıkmadan önleminizi alın. #SenedeBirDefaSmearTestiniziYaptırın!
Lina sağlığınız için yanınızda #Şubat #Ay‘ı #Boyunca#jinekolojikMuayene + #SmearTesti 90 TL yerine yalnızca 12 TL Devlet Katılım Payı alınacaktır.

HPV Enfeksiyonu, Rahim Ağzı Kanseri ve Aşısı

HPV Enfeksiyonu, Rahim Ağzı Kanseri ve Aşısı
HPV Enfeksiyonu, Rahim Ağzı Kanseri ve Aşısı HPV enfeksiyonu viral bir hastalık olup görülme sıklığı artmaktadır. Sıklıkla cinsel aktivitenin en fazla olduğı 16-25 yaşlarında görülmekle birlikte her yaşta, hatta çocuklarda bile rastlanabilir. Cinsel alışkanlıklar, çok ve değişik eşlerle beraberlik en önemli risk faktörüdür.
HPV Enfeksiyonundaki Artış Nedenleri:
Cinsel alışkanlıklardaki değişmeler
Ailesi yapısının bozulması
Sigara kullanımındaki artış
Genç yaşlarda doğum kontrol hapı kullanım sıklığının artması
HPV Genotipleri ve Rahim Ağzı Kanseri İlişkisi:
Düşük risk grubu: HPV 6,11,40, 42,43,45,54,61,70,72 ve 81
Muhtemel yüksek risk grubu: HPV 26,53,66
Yüksek risk grubu: HPV ,18,31,33,35,39,45,51,52,56,58,59,68, 73 ve 82
HPV Enfeksiyonunun Görülme Şekilleri:
Klasik genital siğiller: En çok rastlanan şeklidir
Yassı kondilom: Gözle görülmezler, kolposkopik muayene ile tespit edilir
Kerotik papüller: Kuru cilt bölgelerinde, özellikle kasıklarda görülür
Dev kondilomlar: Atipi (Kanser) olasılığı yüksektir
HPV Enfeksiyonunun Geçiş Yolları:
Cinsel yolla geçiş: En önemli geçiş şeklidir
Genital HPV geçirenlerin eşlerinde %60-66 oranında genital HPV lezyonları görülür. Bu şekilde bulaşmada en önemli faktör cinsel eş sayısı ve enfeksiyonun alındığı yaştır.İlk cinsel ilişki yaşının erken olması enfeksiyonun alınmasında ve kanser gelişmesinde en önemli etkendir.Erkekte HPV testi zordur, genellikle bulgu vermez
Ekstra genital geçiş: HPV 16 ve 35 tipleri tırnak aralarında yaşayabilmekte ve cinsel dışı geçişte rol oynamaktadır.Çevresel yüzeyler, kıyafetler, havlu, tuvalet, biopsi aletleri ve eldivenler bulaşmada rol oynayabilir
Vertikal geçiş: Doğum sırasında anneden bebeğe geçiş olup bu enfeksiyonu taşıyan kadınların bebeklerinde %4-87 oranında HPV DNA’sına rastlanmıştır.Bebeklerde ‘’Laringeal Papillomatozis’’ hastalığa sebep olduğu gösterilmiştir.
Gebelik sırasında fetusa geçişi tartışmalıdır.
HPV Enfeksiyonunda Tanı Yöntemleri:
Servikal sitoloji (PAP smear): Genital siğil olanlarda mutlaka yapılmalıdır
HPV DNA testi: Güvenirlilik (?) Pahalı ve zor bir yöntemdir.
HPV Enfeksiyonunda Tedavi :
Altta yatan vajinal enfeksiyonların tedavisi
Diabet araştırılması
Vulvanın kuru tutulması
Modern tedavi seçenekleri
HPV Enfeksiyonundan Korunma Yolları:
Cinsel ilişki yaşının geciktirilmesi
Cinsel eş sayısının az olması
Kondom kullanılması
Sigara içilmemesi,
Erken teşhis için PAP smear taramalarının yapılması
Aşı uygulaması
HPV Aşıları:
Rahim ağzı kanserinin %70’i HPV 16 ve 18 enfeksiyonuna bağlıdır
PAP smear taraması ile erken teşhis ve tedavi ile ölüm oranları azalmıştır
Kuadrivalen HPV aşısı ve Bivalen HPV aşısı bulunmaktadır
Kuadrivalen Aşı:
HPV 6, 11, 16 ve 18 tipleri ile ilişkili hastalıklardan koruma sağlar
9-26 yaşlarındaki kadınlara 0, 2 ve 6 ay doz aralıklarında uygulanır
Koruyuculuğu en az 5 yıl olup, rapel doz gereksinimi ileride gösterilecektir
Bivalen Aşı:
HPV 16 ve 18’e karşı koruma sağlayıp, HPV 31 ve 45’e çapraz koruma sağlamaktadır
Bu aşı ile 0, 1 ve 6 ay doz şeması uygulanmaktadır
Gebelik ve Emzirmede HPV Aşısı:
HPV aşısı gebelik kategorisi B olarak sınıflandırılmıştır
Gebelikte önerilmese de teratojenik bir etki bildirilmemiştir
Emziren kadınlarda HPV aşısı yapılabilir
Bu gibi inaktif aşılar emziren annelerin ve bebeklerinin güvenliğini etkilemez
ÖNERİLER:
Maksimum koruma için aşı, hiç HPV ile karşılaşmadan önce yapılmalıdır
9-26 yaş arası kadınların aşılanması önerilmekte olup ilk aşılama için hedef yaşın 11-12 yaş olması önerilmektedir
Aşılama durumuna bakılmaksızın PAP smear taramalarına devam edilmelidir
HPV aşılarının rahim ağzı kanserlerinin sadece %70’ne ve genital siğillerin %90’nına karşı koruyucu olduğu vurgulanmalıdır
Aşı koruyucu bir araçtır ve kanser taramasının yerini alamaz
Smear taramasında hastalık kadınlarda aşı olabilirler, fakat aşının bu kadınlarda daha az etkin olacağı bilgilendirilmelidir
Önceden HPV ile enfekte kadınlar diğer HPV tiplerine karşı korunarak aşıdan yarar göreceklerdir
Bu gruptada yıllık PAP smear taraması önemlidir
HPV aşısı genital siğil ve kanserlerde tedaviyi amaçlamaz, bu hastalara uygun tedaviler uygulanmalıdır.
Toplumlarda aile yapısının korunması ve güçlü tutulması, özellikle genç kızlarımıza ve tüm bireylere gerekli eğitimin doğru ve etkili bir biçimde yapılması en önemli koruma yöntemi olacaktır.

Meme kanseri

Meme kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanserdir. Her 9 kadından birinin hayatı boyunca meme kanserine yakalanma ihtimali vardır.
MEME KANSERİ EN FAZLA HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
30 yaşından önce meme kanseri nadirdir. Genellikle yaş arttıkça meme kanseri sıklığı da artar.
HANGİ KADINLAR MEME KANSERİ AÇISINDAN RİSKLİ GRUPTADIR?
• Yaş ilerledikçe meme kanseri riski artmaktadır ve bu risk 40 yaşından sonra belirgin olmaktadır.
Anne veya kızkardeşte meme kanseri olması, özellikle birden çok akrabada ve menopoz öncesinde meme kanseri görülmesi
• Adetlerin erken yaşta (12 yaşından önce) başlamış olması ve menopoz yaşının ileri olması (54 yaşından sonra)
• Çocuk doğurmamış olmak veya ilk çocuğu 35 yaşından sonra doğurmuş olmak
• Çocukluk ve genç kızlık döneminde radyasyon almış olmak
• Daha önceden kalın barsak veya rahim iç zarı (Endometrium) kanserine yakalanmış olmak
• Şişmanlık
• Bol yağlı ve yüksek kalorili diyetle beslenme
• Düzensiz ve takipsiz uzun süreli hormon kullanımı
Bu faktörlerden bir ya da bir kaçının birarada bulunması meme kanseri gelişme riskini artırmakla beraber mutlaka meme kanseri olacağınız anlamına gelmemektedir. Tersine bu risklerin bulunmadığı kadınlarda da meme kanseri gelişebilmektedir.
35 yaşın üstündeki kadınlara her yıl bir doktor tarafından meme muayenesi yapılmalıdır. 40 yaşında meme muayenesi ile birlikte ilk mamografi yapılmalı; daha sonra düşük riskli grupta ,40-50 yaşları arasında 2 yılda bir, 50 yaşından sonra yılda bir meme muayenesi ve mamografi tekrarlanmalıdır. Yüksek risk faktörü olan kadınlarda ilk mamografi 40 yaşından önce yapılıp, tekrar eden meme muayenesi ve mamografiler ise yılda bir yapılmalıdır. Gerektiğinde meme ultrasonografisi meme hastalıklarının tansında kullanılan yöntemlerden birisidir.

Rahim kanseri

Rahim kanseri

Kadınlarda üreme fonksiyonlarının yerine getirilmesini sağlayan vagina, uterus, tüpler ve yumurtalıklar genital sistem olarak bilinen organlardır. Yaşamın değişik evrelerinde, bu organların bazı kısımlarında kanser gelişebilmektedir.
KADIN GENİTAL SİSTEM KANSERLERİ HANGİ SIKLIKLA KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR ?
En sık görülen genital sistem kanseri rahim kanseri olup bu ya rahim iç tabakasında (endometrium) veya rahim ağzında (serviks) görülmektedir. Bunu yumurtalık (över) kanseri, vulva-vajen kanseri ve çok daha nadir olarak tüp kanseri izlemektedir.
Endometrium
(Rahim İç Tabakası) Kanseri
RAHİM İÇ TABAKASI (ENDOMETRİUM) KANSERİ EN SIK HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
Rahim iç tabakası kanserlerinin %80’i menopoz sonrasında, yani 50 yaşından sonra görülür.
RAHİM İÇ TABAKASI KANSERİNİN ERKEN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Bu kansere yakalanan kadınların %90’ında anormal kanamalar görülmektedir. Ayrıca bazen pis kokulu kanlı akıntı da görülebilir.
HANGİ KADINLAR RAHİM İÇ TABAKASI KANSERİ AÇISINDAN RİSKLİ GRUPTADIR?
• Şeker hastalığı, yüksek tansiyonu olan şişman kadınlar
• Evlenmemiş kadınlar
• Hiç doğum yapmayan veya az doğum yapan kadınlar
• Menopoza geç giren (54 yaşından sonra) kadınlar
• Ailesinde endometrium, meme ve yumurtalık kanseri bulunan kadınlar
• Fazla miktarda hayvansal yağ tüketen kadınlar
• Yumurtlama bozukluğu ve kısırlığı olan kadınlar
• Yumurtalıklarında östrojen salgılayan tümörü olan kadınlar
RAHİM İÇ TABAKASI KANSERİNİN ERKEN TEŞHİSİ İÇİN KADINLAR NELER YAPMALIDIRLAR?
En az yılda bir kez jinekolojik muayene olup gerekli tetkiklerini yaptırmalıdırlar. Ayrıca anormal kanama, pis kokulu akıntı vb durumlarda derhal doktora başvurmaları gerekir.

Serviks ( Rahim ağzı kanseri )

Serviks ( Rahim ağzı kanseri )

RAHİM AĞZI KANSERİ HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
Rahim ağzı kanseri genellikle 40-50 yaşları arasında görülür. Ancak daha erken ve daha geç yaşlarda da görülebilmektedir.
RAHİM AĞZI KANSERİNİN ERKEN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hastalığın çok erken dönemlerinde genellikle belirti yoktur. Rahim ağzı sürüntü (servikal smear) testi ve rahim ağzının kolposkop denilen ışıklı bir aletle incelenmesi yoluyla, rahim ağzı kanserine çok erken dönemlerde bile teşhis konabilir. Cinsel ilişki sonrası lekelenme veya kanama, kötü kokulu et suyu renginde akıntı meydana gelen kadınlarda doktor kontrolü gerekmektedir.
HANGİ KADINLAR RAHİM AĞZI KANSERİ AÇISINDAN RİSKLİ GRUPTADIRLAR?
• Erken yaşta cinsel ilişkiye başlayan kadınlar
• Genital hijyeni kötü olan kadınlar
• Çok eşli kadınlar
• Hayat kadınları
• Kocası çok eşli kadınlar
• Cinsel yoldan bulaşan hastalıklara yakalanan kadınlar (HPV vb.)
• Sosyoekonomik düzeyi düşük olan kadınlar
• Sigara içen kadınlar
• C vitamini, karoten, folik asit eksikliği olan kadınlar
• Çok sık vajinal duş yapan kadınlar
RAHİM AĞZI KANSERİNİN ERKEN TEŞHİSİ İÇİN KADINLAR NELER YAPABİLİRLER?
Kadınlar, hiç bir şikayeti olmaksızın yılda bir kez rahim ağzı (serviks smear) testi yaptırmalıdırlar.

Over ( Yumurtalık kanseri )

Over ( Yumurtalık kanseri )

YUMURTALIK KANSERİ EN FAZLA HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
Yumurtalık kanserlerinin yaklaşık olarak %90’ını yumurtalığın dış yüzeyinden gelişen kanserler oluşturur. Bunlar en sık olarak 60-65 yaş grubunda görülmektedir. Yumurtalığın içindeki üreme hücreleri ve diğer hücrelerden gelişen kanserler ise daha erken yaşlarda, hatta çocukluk ve genç kızlık dönemlerinde görülürler.
YUMURTALIK KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Yumurtalık kanserinde, rahim ağzı kanseri ve rahim iç tabakası kanserinin aksine erken belirtiler çok azdır. En sık olarak görülen belirtiler iştahsızlık, hazımsızlık, şişkinlik, karnın alt bölümünde hassasiyet, baskı hissi, ağrı, cinsel ilişkide ağrı, idrara sık çıkma ve kabızlıktır.
HANGİ HASTALAR YUMURTALIK KANSERİ AÇISINDAN RİSKLİ GRUPTADIRLAR?
• Evlenmemiş kadınlar
• Hiç doğum yapmamış veya az doğum yapmış kadınlar ile emzirmemiş kadınlar
• Fazla miktarda hayvansal yağ, tam yağlı süt ve yüksek kalorili diyet alan kadınlar
• Hijyen amacıyla genital bölgeye talk pudrası uygulayan kadınlar ile asbestle ilgili işlerde çalışan kadınlar
• Ailesinde meme, rahim iç zarı ve yumurtalık kanseri olan kadınlar
YUMURTALIK KANSERİNİN ERKEN TEŞHİSİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Kadın kanserleri içinde erken teşhisi en zor olanı yumurtalık kanseridir. Yılda bir jinekolojik muayene ile birlikte vajinal yoldan yapılan ultrasonografi, Doppler analizi ve bazı tümör belirleyici (örneğin CA 125) kan tetkikleri ile yumurtalık kanserinin erken yakalanması ihtimali artabilir.
UNUTMAYIN
Eğer vajinal enfeksiyonu düşündüren belirtiler varsa tanının bir uzman hekim tarafından konması ve uygun tedavinin planlanması son derece önemlidir. Mantar enfeksiyonları en sık karşılaşılan vajinal enfeksiyonlar değildir ve genelde diğer enfeksiyonlarla beraber görülür. Eczanelerden reçetesiz alınan ilaçlar ile arkadaşlarınızın önerileri ile kullanacağınız ilaçlar mantar enfeksiyonunu tedavi edebilir ancak diğer enfeksiyonları saklayabilir. Bu durum komplikasyon görülme riskinizi arttıracaktır.

Tümör belirteçleri

Tümör belirteçleri

Tümör Markerları(TM) serum,idrar,meme başı akıntısı veya bazı kanserli hastaların dokularında saptanabilen maddelerdir.Tümör markerları kanser hücrelerinden üretilebildiği gibi kansere bir yanıt olarak vücut tarafından da üretilebilir.Son 10 yılda prognostik ve prediktif olarak kullanılabilecek çok sayıda doku tümör markerları ortaya çıkarılmıştır.Bazı TM bir tip kanser için spesifik olabildiği gibi bazıları birkaç kanser tipinde ortaya çıkagelmektedir.Bir çok TM’ı kanserde ortaya çıkabildiği gibi selim durumlarda da ortaya çıkabilmektedir.Sonuç olarak tümör markerlarının kanser için diyagnostik(Tanı Koydurucu) olmadıklarını söyleyebiliriz.Bilindiği gibi kanser tanısı ancak dokuların histopatolojik incelemesi sonucu konabilmektedir.Bunun yanı sıra TM ları şu amaçlarla kullanılabilirler:Tarama,tanıya yardımcı olma,evreleme,prognoz belirleme,tedavi planlama,tedaviyi monitorize etme ve nüksleri saptama.
İdeal bir tümör marker’ında hangi özellikler bulunmalıdır?
1-Spesifik olmalıdır.
2-Yalancı negatiflik oranı düşük ve özgünlüğü yüksek olmalıdır.
3-Küçük boyutlu tümörlerde dahi pozitif sonuç vermeli,ölçülen düzeyi tümör büyüklüğü ile paralellik göstermelidir.
4-Maliyeti düşük olmalıdır.
Bugün için TM larının bir çoğu tanı amacıyla değil de sadece tedavinin etkinliğinin kontrolü ve tedavi sonucu nükslerin takibi için kullanılabilmektedir.Çünkü TM’ larının sensitivite ve spesifiteleri düşüktür.Ayrıca bir çok selim hastalıklarda da değerler yükselebilmektedir.Bu nedenle muayene ve diğer tetkik yöntemleri ile çok büyük bir olasılıkla kanser olduğundan şüphelenilen vakalar hariç olmak üzere kanser tanısı ve kanser taraması için TM larının tetkik olarak istenmesi doğru değildir.Histopatolojik olarak kanser tanısı konmuş ve tedavi planı yapılmış bir kanserli olguda tedaviye başlamadan önce uygun olan TM ları araştırılabilir.Tedavi öncesi elde edilecek değerler tedavi sonrasında tedavinin etkinliğini ve ortaya çıkabilecek nükslerin ortaya konmasında bir referans değer olarak kayıtlarda saklanabilir.Maalesef gözlemlerimize göre bugün birçok hekim TM larını amaç dışı kullanmakta ve bir tarama aracı olarak veya tanı aracı olarak kullanma eğilimindedirler.Bu durum birçok klinik probleme yol açarken ,sağlığa ayrılan kaynakların israfına da neden olmaktadır.
Bugünkü bilgilerimize göre TM ları hakkında en azından şunları mutlak göz önüne almalıyız.
Bazı durumlar hariç;
1-TM larını tarama ve tanı amaçlı olarak kullanmamalıyız.
2-TM larının kanser olmayan olgularda selim hastalıklarda da yükselebileceğini hatırda tutmalıyız.
3-TM larının bir çoğunun tek bir kansere özgün olmadığını,birkaç çeşit kanserde yükselebileceğini unutmamalıyız.
4- Hastada kanser olsa dahi sonuçların normal çıkabileceğini akıldan çıkarmamalıyız.
En çok kullanılan ve kliniğimizde  de tayinleri yapılabilen TM (tümör markerları)larını tek tek incelemeye çalışalım.
Prostat Spesifik Antijen(PSA):Prostat epitelinden üretilen en iyi bilinen, potansiyel yararı yüksek olan yegane TM ıdır.Prostatit ve bening prostat hipertrofisinde(BPH) de serum seviyesi yükselebileceği gibi esas olarak prostat kanserinde yükselir.Prostat kanserinin tarama,tanı ve tedavi etkinliğinin belirlenmesi ve nükslerin takibinde kullanılabilir.50 yaşını geçen erkeklerde iki yılda bir PSA tayinlerinin yapılması tavsiye edilmekte olup, her prostat kanserinde değerin yüksek bulunmayabileceği hatırda tutulmalıdır.
Karsinoembriyojenik Antijen(CEA):Bir glikoprotein olup embriyonik endodermal epitelde bulunur.Peptik ulkus,divertikülit,bronşit,karaciğer apsesi,alkolik siroz gibi kanser dışı hastalıklarda seviye yüksek çıkabildiği gibi yaşlılar ve sigara içenlerde de değerler yüksek bulunabilir.CEA temelde kolorektal kanserlerde yükselebilir.Kolorektal kanser taramasında önerilmez.Ancak histopatolojik olarak kanser tanısı konmuş hastalarda tedavi öncesi değer tespiti yapılmalıdır.Preoperatif değerinin yüksek olması kötü prognoz gösterir.Postoperatif nüks saptanmasında CEA tayinleri önemlidir.Bu amaçla ameliyat sonu dönemde evre 2 ve 3 teki hastalarda 3 yıl süre ile 2-3 ayda bir CEA tayini yapılması önerilmektedir.Ameliyatı takiben kısa dönemde değer düşmektedir.Bu yolla tedavinin etkinliği kontrol edilebilir.Post-op normale dönen değer yükselmeye başlarsa nüks geliştiğine hükmedebiliriz.Kolorektal kanserden başka meme,akciğer,tiroid,pankreas,mesane,over,prostat,karaciğer ve pankreas kanserlerinde de CEA artabilir.
Alfafetoprotein(AFP):Gelişmekte olan fetusta üretilen bir glikoproteindir.Serum değeri doğumu takiben kısa sürede normal sağlıklı bireylerdeki düzeye iner.AFP siroz,karaciğer nekrozu,kronik aktif hepatit,ataxia-telenjiektazi,wiskott-aldrich sendromu gibi kanser dışı olgularda da yüksek bulunabilir.Primer karaciğer kanseri,over veya testisin germ-cell tümörlerinde yüksek bulunabilir.Nadiren mide kanserlerinde de değeri yükselir.AFP hepatosellüler kanser riski yüksek toplumlarda tarama testi olarak kullanılabilmektedir.Mevcut konsensusa göre hepatit B taşıyıcılarında veya etyolojisi ne olursa olsun siroz hastalarında yılda iki kez AFP tayini yapılmalıdır.AFP nin karaciğer kanserinin erken tanısında etkinliğinin sınırlı olduğunu unutmamalıyız.Görüntüleme teknolojisindeki ilerlemeler sonucunda karaciğer kanseri tanısı konmuş hastaların büyük çoğunluğu seronegatif bulunmuştur.
Kanser Antijen 15-3(CA 15-3):Bir glikoprotein olup meme kanseri TM ıdır.Meme kanseri evresi arttıkça serum düzeyi artma eğilimi gösterir.Bazı endometrial kanserlerde de yüksek bulunabilir.Endometrial kanserde hem CA 15-3 hem de CA 125 birlikte yüksek ise prognozun kötü olduğuna işaret eder.Evre I deki meme kanserli hastaların %9’unda ,Evre II deki hastaların % 19’unda değeri yükselebildiği için tarama testi olarak kullanılması önerilmemektedir.Kronik hepatit,tbc,sarkoidoz,,PID,endometrioz,SLE,gebelik,laktasyon da değeri yüksek çıkabildiği gibi akciğer,over,GİS kanserlerinde de yükselebileceği akılda tutulmalıdır.Metastatik kanserde CA 15-3 ün sensitivitesi daha yüksektir(%54-87),spesifitesi ise %96 dır.Bu nedenden dolayı ileri evre meme kanserinde nükslerin takibinde kullanılmaya başlanmıştır.Bunun yanında CA 15-3 takiplerinin sağ kalım üzerine bir etkisi bulunmamıştır.CA 15-3 tanı testi olarak kullanılmaz.
Kanser Antijen 125(CA 125):Glikoprotein olan bu marker over kanserinde değerlidir.Ca 125 antijeni fetusta kelomik epitel türevlerinde bulunur.Nonmüsinöz epitelden kaynaklanan over tümörlerinde yüksek bulunabilir.Serum düzeyleri tümör kitlesinin büyüklüğü ile paralellik gösterir.Kanser ilerlemişse hastaların %90 ından fazlasında serum değeri 30U/ml den daha yüksektir. Hastalık overe sınırlı olduğunda CA 125 düzeyleri sıklıkla yüksek çıktığından tarama testi olarak kullanılmaktadır.Ancak buradaki problem over kanseri olmayan birçok kadında da değerlerin yüksek çıkabilmesidir.CA 125 endometrioziste,akciğer kanserinde ya da geçmişinde kanser hikayesi bulunan hastalarda da yüksek bulunabilir.Meme kanserine bağlı olarak gelişen malign pleural effüzyonu olan hastalarda CA 125 düzeyi yüksek bulunur.Nonpulmoner metastatik hastalıkta ise CA 125 nadiren yüksek bulunur.
Kanser Antijen 19-9(CA 19-9):Bu marker ilk önce kolorektal kanser tespitinde kullanılmışsa da pankreatik kanserde özgünlüğü daha fazladır.Şu anda pankreas kanseri için en uygun TM olarak kabul edilmektedir.Erken evre pankreas kanserlerinin tanısında yardımcı olmasa da ilerlemiş tümörlerde tedavi edilmekte olan hastaların takibinde kullanılabilir.Yeni tanı konmuş bir hastada CA 19-9 yüksek bulunursa hastalığın ilerlemiş olduğu söylenebilir.Bazı safra yolu tümörlerinde de düzeyi yükselebilir.Kolorektal tümörlerde CA 19-9 dan ziyade CEA tayini tercih edilmelidir.
Kalsitonin:Kalsitonin tiroidin parafolliküler hücrelerinden(C hücreleri)salgılanır,kalsiyum düzeylerinin regülasyonunda görev alır.Tiroid medüller kanserinde düzeyi yükselir.Erken tanı koymamıza yardımcı olan nadir TM larınden birisidir.Diğer kanserler özellikle akciğer kanserinde de kalsitonin yükselebilir ancak diğer kanserlerde herhangi bir sebeple kullanılmaz.
Thyroglobulin:Tiroid bezi tarafından üretilir ve birçok tiroid hastalığında düzeyi yükselebilir.Mamafi tüm bezin çıkarılmış olduğu tiroid kanseri tedavisini takiben şayet thyroglobulin düzeyi 10 ng/ml den fazla yükselirse nüks düşünülür.Thyroglobulin düzeyleri metastatik tiroid kanseri tedavilerinin takibinde de kullanılabilir.
Ferritin:Ferritin bir depo protein olup,serum seviyesi total vücut demir deposunun göstergesidir.Serum ferritin düzeyleri nonspesifik olup lenfoma,lösemi,kolorektal kanser,meme,pankreas ve akciğer kanserinde seviyesi yükselebilir.Hepatomada güvenilir bir serum markerıdır.AFP düzeyi normal olan hepatomalı hastaların ferritin düzeyinin anlamlı olarak yükseldiği saptanabilir.
Human Koriyonik Gonadotropin Hormon(HCG):Glikoprotein yapısında plasental bir hormondur ve gestasyonel trofoblastik neoplasmlar ve nonseminamatöz testiküler kanserde tümör markerı olarak faydalıdır.Testiküler kanser nükslerinin tanı ve tedavisinde yararlıdır.