Tüm Kadınlarımızın Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun !

Tüm Kadınlarımızın Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun !
#KadınHaklarıGünü #LinaKadınSağlığı 💐💖🍀

Doopler (renkli ultrasonografi)

Doopler (renkli ultrasonografi)

Doppler ultrasonografide bebeğe olan (uterus damarları ve göbek kordonundan) ve bebekteki kan akımlarının değerlendirilmesi ile bebekteki kan akım hızlarındaki azalma, yani plasental yetmezlik fark edilebilir. Hedef bebeği renkli olarak görüntülemek değildir. Kalbin sistol yani atım, diyastol yani, dolum anlarında ‘kan akım hızlarını’ değerlendirmektedir.  Renklendirilmiş kan akımlarını tespit etmek daha kolaydır ve tespit edilen kan akımları dalga şekilleri halinde grafiksel olarak dökümante edildiklerinde kan akım hızındaki değişiklikler görüntülenebilir ve birtakım özel oranlama teknikleri ile subjektif olarak hesaplamalar ile akım hızındaki azalmalar belirlenebilir. Riskli hamilelikler için önemli bir yöntem Doppler ya da renkli doppler ultrasonografi özellikle gelişme geriliği başta olmak üzere yüksek riskli hamileliklerin takibinde oldukça işe yarar bir yöntemdir.

Detaylı Ultrasonografi

Anne karnındaki bebeğin el, ayak ve yüzünü dört boyutlu olarak gösterilmesini sağlayan bir ultrason türüdür. Bu tür ultrasonun amacı, bebekte olabilecek bir çok anormalliklerin tespit edilmesi veya bebeğin sağlıklı olduğunu göstermektir.

Detaylı (Ayrıntılı) Ultrason Ne Zaman Yapılır?

Detaylı ultrason, hamileliğin 19. ve 23. haftaları aralığında gebeliği takip eden doktor tarafından yapılabilen bir ultrason türüdür. İnceleme sonucunda herhangi bir anormallik saptanır veya şüphe duyulur ise doktor tarafından 1 – 2 hafta geçtikten sonra ikinci düzey detaylı ultrason istenebilmektedir.

 İkinci Düzey Detaylı (Ayrıntılı) Ultrason Nedir?

Yapılan birinci düzey detaylı ultrasonda herhangi bir anormallik veya şüphe görüldüğü takdirde doktor tarafından 21. veya 22. haftalarda yeniden yapılan detaylı ultrasona ikinci düzey detaylı ultrason denmektedir. Bebeğin organlarının yeterince büyüdüğü ve herhangi bir anormalliğin saptanabildiği haftalarda yapılan ikinci düzey detaylı ultrasonda, rahmin genel yapısı, plasenta ve bebek ayrıntılı olarak incelenmektedir.

İkinci düzey detaylı ultrasonografide birçok ölçüm yapılarak bebekteki büyüme saptanır. Anne karnındaki bebekte bulunan merkezi sinir sistemi, kalp ve kan dolaşımı, göğüs boşluğu, sindirim sistemi, mide ve bağırsaklar, böbrek ve idrar yolları ve iskelet sistemi ayrıntılı olarak incelenir ve anormallik olup olmadığı saptanır.

Nst (non-streess test)

Fetusun kalp atışlarının seyrini ve bebek hareketleriyle olan ilişkisini temel alarak “fetal distres”, yani bebeğin oksijensiz kalma olasılığının taramasında kullanılan bir testtir (“nonstres”: doğum eylemi “stresi” yok anlamında kullanılan bir kelimedir). Bu nedenle nonstres test her zaman doğum başlamadan önce yapılan bir test olma özelliğine sahiptir.  Anne adayının karnına biri bebeğin kalp atışlarını, diğeri kasılmaları algılayan iki adet ayrı prob yerleştirilir.  Algılanan kasılmalar ve kalp sesleri cihaz tarafından bir grafik kağıt üzerine aktarılır. Yaklaşık 20 dakika süren bu işlem sırasında gebelerden, bebeklerin her hareketlerini hissettiklerinde ellerine verilen küçük bir butona basmaları istenir. Böylelikle; bebeğin kalp atım hızı ve reaktivitesi (atım hızındaki değişkenlikleri), rahimdeki kasılmalar ve bebeğin kalbinin bu kasılmalara verdiği cevaplar hekim tarafından değerlendirilerek bebeğin sağlığı hakkında dolaylı bir bilgi elde edilmiş olur.

Anne Sütü Ve Emzirme İle İlgili Temel Bilgiler

Hamilelik ve doğum, işte bir kadının hayatındaki en eşsiz ve olağan üstü deneyimi. Ne mutlu bir bekleyişten sonra bebeğinizi kucağınıza aldınız. Bebeğiniz için en doğrusunu yapmak istiyorsunuz ve sorumluluklarınızın arttığını düşünüyorsunuz. Sakın endişelenmeyin! Yeni bebeği olan bir annenin desteğe gereksinim duyduğu en temel konulardan biri de bebeğini nasıl besleyeceğidir. İnsanoğlu son otuz yılda mamaların kullanılmaya başlamasından önce, bebekleri anne sütü ile besleyerek varlığını ve gelişimini sürdürmüştür. Günümüzde kimi zaman doğal bir gıda olan anne sütünün yeterliliği unutularak bebeklerin diğer gıdalarla beslenmesi yoluna gidildiğini görüyoruz. Oysa ki annenin kendi bebeğini emzirmesi eşsiz bir yaşam deneyimidir. Annelerin anne sütü konusundaki bilgi eksikliklerinin giderilmesinin bebeklerin anne sütü alımına olumlu etki yaratacağını düşünüyoruz.

Meme Anatomisi Ve Önemi

Anne sütü, meme dokusunda yer alan özel bezlerden yapılır. Üretimi gerçekleşen süt uzun ince kanallarla meme ucuna doğru taşınır. Meme ucunun çevresinde bulunan kahverengi areola tabakasının altında ince uzun kanallar genişler ve sütün depolanmasına yarar. Bu geniş kanallar meme ucuna açılır.  İyi bir emzirme tekniğinde, bebek anne memesini tutarken areola denen koyu renkli kısmını ağız içine yerleştirmelidir. Bu şekilde depolanmış olan anne sütünün emilmesi mümkün olur. Sadece meme ucunun emilmesi halinde fazlaca süt gelmediği gibi, meme ucu kısa süre içinde zedelenir çatlar. Memede problemler problemlere yol açar. Bu nedenle emzirme sırasında meme ucu ile birlikte areola tabakasının da bebeğin ağzının içine girmesine özen gösterilmelidir.

Bebeklerin anne memesini emmeleri ile buraya yaptıkları uyarılar sinirler aracılığı ile beyne kadar ulaşır. Beyinde bulunan özel bir bölgeden bu uyarılar sonucunda bir hormon(prolaktin) salgılatır. Bu hormon kan yolu ile memelere ulaşır. Görevi süt üretimini sağlamaktır. Bu nedenle doğumdan sonra en kısa sürede emzirilme gereği çok önemlidir. Anne bebeği ne kadar erken emzirirse, süt salgılatan hormon o kadar erken sağlanacaktır.  Anne bu konuyu bilmedikleri için sütleri gelinceye kadar beklerler. Bunun sonucunda süt gelişi gecikir ve yapımı yetersiz düzeyde kalır. Sonucunda bebeğe mama ve benzeri sıvılar verme gereği duyarlar. Bu negatif olaylar zinciri anne sütünün erken kaybı ile sonlanır.

Doğumdan sonra bebeklere su veya şekerli su verilmemelidir. Doğumdan hemen sonra, anne sütü gelmiyor diye su veya şekerli suyun ilk seçenek olarak verilmesi çok yanlış bir uygulamadır. Bebekler dünyaya gelirken vücutlarında kendilerine 4 gün yetecek kadar fazla su ile doğarlar. Anne sütü bollaşana kadar bu fazla su onların ihtiyacını karşılar. Erken su verilmesi sonucunda bebekler emmekte isteksiz olurlar. Bunun sonucunda annenin sütünün bollaşması gecikir. Sonuç ek gıda vermeye kadar gider. Böylece anne sütü bollaşmadan kesilir. Bunu önlemek için bebeklere doğduktan sonra su verilmemelidir. Hayatın ilk birkaç gününde bebeğin yedek su deposu azaldıkça anneyi daha istekli emeceği için süt üretimi de artacaktır.  Böylece süt bollaşacak ve bebeğin her türlü ihtiyacı karşılanacaktır. Şekerli suyun bir diğer olumsuz etkisi de şudur. İnsanın acıkmasında en önemli faktörler mide gerginliği ve kan şekerinin fizyolojik sınırlar içinde düşüklüğüdür. Su ve şekerli su ile midesi dolan bebekler kendisini tok hisseder. Tok hissettiği için de anne memesini etkili şekilde emmez. Sonuçta anne sütü yeterli şekilde çoğalamaz.

Ayrıca şekerli su içinde ki şeker hızla kana karışarak kan şeker düzeyini yükseltir. Kan şekerinin yüksekliği açlığı bastırdığından bebek anne memesini emme zahmetine katlanmaz veya az emer. Sonuçta anne sütünün bollaşması gecikir. Bunun dışında su veya şekerli suyun verilmesi sonucunda bebekler ilk sütü(ağız) almaktan mahrum kalır. İlk süt içinde enfeksiyondan koruyucu pek çok özellik vardır. Bebeğin ilk sütü alması gerekir, bu bebeğin ilk aşısı sayılır.

 

Hormonal yöntemler

Hormonal yöntemler

4. Hormonal yöntemler (doğum kontrol hapları, iğneleri)
Hemen hepsi, yumurtlamayı durdurur, rahim ağzı tıkacını kalınlaştırarak spermin rahim içine girmesini engeller, rahim içi zarını inceltirler.

Haplar kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından ikisini (östrojen ve progesteron) içerir.

Haplar ağızdan alınır, 21 ile 25 gün kullanılanları vardır.
– Her gün düzenli alınması gerekir.
– Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
– Adetin ilk beş günü içinde, tercihen ilk günü alınmaya başlanmalıdır.
– Adet öncesi gerginliği ve adet sancılarını önler.
– Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur.
– Adet kanamalarının miktarını azalttığından bu nedenle oluşabilecek kansızlığa karşı koruyucu etkileri vardır.
– Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.
– 35 yaş ve üstünde olup, sigara içen kadınlar hapla korunacaksa sigarayı bırakmalıdır.
– Anne sütünün miktarını azalttığı ve yapısını değiştirdiği için emzirirken kullanılmaz.
– Bırakıldığında ertesi ay doğurganlık geri döner
– Genç ve sağlık problemi olmayan bayanlar için ideal bir seçenektir.
– Son yıllardaki araştırmalara göre 5 yıldan fazla kullanılması ise çok uygun değildir.

Hapların alınması unutulursa ne yapılmalı?
Bir hap unutursanız;

Kaçıncı hap olduğuna bakmaksızın unuttuğunuz hapı hatırladığınızda hemen için ve o günün hapı dahil diğerlerini her gün almaya devam edin. Bir sorun olmayacaktır.
Birden fazla hap unutursanız;

Unuttuğunuz haplardan birini hemen alın, diğerlerini paketten atın, kalanları her gün almaya devam edin.

Unutulan haplar 2 – 4 adet ve ilk yedi günün haplarındansa yedi gün süreyle ek olarak bir bariyer yöntemle gebelikten korunun. Bu arada cinsel ilişkide bulunduysanız cinsel ilişki sonrası korunma uygulamanız gerekir.

Yedi günlük ek korunma, hangi günlerde olduğuna bakılmaksızın beş ya da daha fazla hormon içeren hap unutulduğunda da gereklidir. Bu durumda hap içmeyi unuttuğunuz günlerde cinsel ilişkide bulunduysanız cinsel ilişki sonrası korunma uygulamanız gerekir.

Beş ya da daha fazla hap unutulması halinde ya da unutulan haplar daha az sayıda ancak 14-21. günün haplarındansa ara vermeden yeni bir pakete başlamalısınız. Bu durumda 28 haplık paketlerden kullanıyorsanız, hormon içermediklerinden son yedi hapı atarak yeni pakete başlamanız gerekir.

28 haplık paketlerden kullanıyorsanız, son yedi hap hormon içermediğinden unutulması sorun yaratmaz. Unuttuğunuz hapları atıp kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

İğneler ise aylık ya da 3 aylık iki ayrı formdadır. Enjeksiyon iğne tipine göre her ay, ya da 3 ayda bir kas içine yapılarak uygulanır. Kullanımları bırakıldığında doğurganlık geri döner. Genel özellikleri haplara benzerdir. Hap kullanamayan kadınlar için iyi bir seçenek olabilir.

Hormonların hap ya da iğne şekilleri olduğu gibi kolun iç kısmına yerleştirilen ve kibrit çöpü büyüklüğünde silikon çubuklar şeklinde olanları da vardır. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerirler. Mekanizmaları haplara benzerdir.

Türüne göre üç ya da beş yıl boyunca gebelikten korur. Çok etkilidirler. Gebelik şüphesi olmayan herhangi bir günde, tercihen adetin ilk yedi günü içinde uygulanır. Adet kanaması miktarında azalma, ara kanamalar ve lekelenmeye neden olabilirler. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.Yine Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumazlar.

Hormonal yöntem kullanmadan önce mutlaka bir muayeneden geçip hangi yöntemin nasıl kullanılacağı hekim ve çift tarafından kararlaştırılmalıdır.

Koruyuculuk oranları doğru kullanıldıklarında % 100″e yakındır.